Türkiye Cumhuriyeti

Türkiye Cumhuriyeti Priştine Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Sayın Cumhurbaşkanımızın Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 89. Yıl Dönümü Münasebetiyle Yayımladıkları Mesaj , 29.10.2012

Aziz Vatandaşlarım,

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 89. yıl dönümünde sizleri sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum.

Bugün milletimizin en büyük bayramını coşkuyla kutlarken, Cumhuriyetimizi nitelikleri ve kazanımlarıyla her geçen gün daha da ileri taşımanın kıvancını duyuyoruz.

Atatürk’ün önderliğinde yürütülen istiklal mücadelesinin emsalsiz bir zaferle neticelenmesi ve ardından milletimizin kendi iradesi doğrultusunda yönetimde söz sahibi olmasını sağlayan Cumhuriyet’in kurulması, Türkiye’nin istikametini belirleyen bir adım olmuştur.

Bu başarı ve büyük eser, milletimizin özgüveninin, birlik ve beraberliğinin, bağımsızlık aşkının, müreffeh ve güçlü yarınları hep birlikte kurma anlayışının tabii yansımasından başka bir şey değildir.

Şüphesiz Cumhuriyet’in ilan edilmesi, Türk milletini muasır medeniyet seviyesine ulaştıracak adımların en önemli aşamasını oluşturmaktadır.

Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte, Atatürk’ün öncülüğünde Türkiye’nin dünya sahnesinde hak ettiği yeri alabilmesi ve ilelebet payidar kalabilmesi yolunda güçlü bir irade ortaya konulmuştur. Bu irade ve azmin, yöneticisinden vatandaşlarına kadar toplumun bütün kesimlerini kuşatmış olması, memnuniyet vericidir.

Son yıllarda adeta bir sıçrama dönemi yaşayan Türkiye, sorunlarına rağmen istikrarlı bir şekilde ilerlemekte; gelişmeye devam etmektedir. Ülkemizin ekonomi, demokrasi, hukuk, kültür, siyaset alanlarında gerçekleştirdiği dönüşümler büyük bir zihniyet değişikliğini de beraberinde getirmiştir. Bu, takdire şayan bir ilerlemeye işaret etmektedir.

Bugün ülkemiz, ilerleyen demokrasisi, gelişen ekonomisi, güçlü ordusu, zengin insan kaynağı ve müteşebbisleriyle, uluslararası alanda giderek yükselen bir profil sergilemektedir. Türkiye, bugüne kadarki başarılarıyla ümit veren, halkının özgüvenini yükselten bir ülkedir.

Ciddi risk ve tehditlerin bulunduğu bir coğrafyada Türkiye, Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” anlayışının perspektifinde, yakın bölgesine ve ötesine barış, adalet ve refahı yaymaya çalışmaktadır.

Türkiye’nin, demokratik ve laik bir ülke olarak, farkındalık yaratan nitelikleriyle, bölgemizde ilham kaynağı olması, vizyoner bir bakış açısının tezahürüdür. Esasen bu durum, sahip olduğumuz yumuşak güç unsurlarının sağladığı somut bir kazanımdır.

Ükemizin uluslararası alandaki bu konumunu pekiştirecek, kazanımlarımızı sağlamlaştıracak adımların kararlı bir şekilde devam ettirilmesinin önemini vurgulamak istiyorum.

Bu umut ve güvenle Cumhuriyetimizin 100. yılına doğru ilerlerken, geçmişle geleceğin muhasebesini yapmamız, yeni hamleler için bizlere cesaret verecektir.

Gerek dünyanın içinden geçtiği süreçte gerek bölgemizdeki çalkantılı dönemde ülke olarak daima güçlü durumdayız.

Türkiye’nin öncelikleri ve hedefleri bellidir. Yeni dünya düzeninin muktedir bir ülkesi olma iddiamızı gerçekleştirebilmemiz için, büyük bir itina gösterilmesi gereken önceliklerimizi bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum.

Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz hiç şüphe yoktur ki, en önemli değerimizdir. Vatandaşlarımız demokratik rejimin erdemlerinin kıymetini bilmekte, bunun bilinci içinde yarınlara güvenle bakmaktadır.

Ortak hedefimiz, herkesin demokrasi ve hürriyet içinde yaşadığı, hak ve özgürlüklerini evrensel standartlarda kullandığı bir Türkiye’dir. Türkiye’nin gelişmiş bir demokrasi haline gelmesi için, temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesinin, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesinin taşıdığı önem aşikardır. Bir ülkedeki özgürlük ortamı, esasen demokrasiye hayat veren bir güçtür.

Şüphesiz, özgürlükçü, çoğulcu, demokratik yeni bir anayasanın hazırlanması, demokratikleşme sürecinin en önemli adımını oluşturacaktır.

Demokrasimizin kalitesinin yükseltilmesi, ülkemizde gerçek barış ve huzurun yakalanmasının yanı sıra, istikrar, refah ve güvenliğin de teminatı olacaktır. Bu vesileyle, temel hak ve özgürlükler konusundaki eksikliklerimizin tamamlanması amacıyla da hassasiyetlerimizi korumamız gerektiği kanaatindeyim.

Demokrasinin vasıfları kadar, güçlü bir ekonomi de gelecekte dünya üzerindeki konumumuzu belirleyecek kıstaslardan biridir.

Son yıllardaki performansıyla fark yaratan ekonomimizin, istikrar içinde, sürdürülebilir bir hızla büyümesinin önemini vurgulamak istiyorum. Türk ekonomisinin dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde yer almasını sağlayacak politikalarımızı kararlılıkla uygularken bu doğrultuda yapısal reformların sürdürülmesi de elzemdir.

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği, Cumhuriyetimizin temel öncelikleriyle örtüşen stratejik bir hedeftir. Katılım müzakerelerinin başarıyla sonuçlanması için, bir taraftan AB’nin önümüze çıkardığı suni engelleri kaldırması yönündeki siyasi baskılarımızı yükseltirken, diğer taraftan da reformların devam etmesini sağlamak zorundayız.

Sadece demokrasi, ekonomi, savunma ve dış politika alanlarında değil, eğitimden bilim ve teknolojiye, kamu yönetiminden, sosyal politikalara ve vatandaşların en yüksek hayat standartlarına ulaştırılmasına kadar pek çok alanda güçlü bir ülke olmak için gayretlerimizi sürdürmeliyiz.

Kıymetli Vatandaşlarım,

“Her alanda gelişmiş, üretken, zengin, demokrat ve modern bir Türkiye” en büyük idealimiz olmaya devam edecektir.

Yeter ki, gücümüzün, potansiyelimizin, kapasitemizin farkına varalım, birlik ve beraberliğimizi koruyalım. Hiçbir zaman karamsarlığa kapılmayalım.

Enerjimizi boşa harcamanın, kısır çekişmelerle günü geçirmenin getirdiği ağır yükü yakın tarihimizden biliyoruz. Yıllarımızı heba etmenin acısını hep birlikte çektik. Dolayısıyla başta siyaset alanı olmak üzere uzlaşma kültürünün benimsenmesi, diyaloğun sürdürülmesi, sağduyulu ve akılcı yaklaşımlar sergilenmesi, önümüzdeki yıllarda çok daha güçlü bir Türkiye görmemizi mümkün kılacaktır.

Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki: Terör başta olmak üzere, ülke gündemini işgal eden sorunları kararlılıkla ama aynı zamanda da itidalle, kalıcı bir şekilde çözecek gücümüz ve tecrübemiz mevcuttur. Hiçbir sorunun geleceğimizi ipotek altına almasına müsaade etmeyeceğiz. Karanlık emeller peşinde koşanlar, her zaman olduğu gibi, tüm Türkiye’yi karşılarında tek yürek olarak bulacaklardır.

Bu duygularla, yurt içindeki ve dışındaki bütün vatandaşlarımızın, parlak geleceğimizin umut veren ışıkları sevgili çocuklarımızın ve gençlerimizin Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.

Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Bütün vatandaşlarımıza bu büyük bayram gününde selam ve sevgilerimi sunuyorum